Ortadoğu’da.. ‘Haçlı Tuzağı’

İran’ı vuruyorlar, ABD/İsrail üstün hava gücüyle aralıksız bombalıyor.
Yıkım ağır, kayıp ağır.
Peki bu neden başladı diyorsanız biraz geriye gidelim..
1980-1988 yılları arasında İran ile Irak’ı savaştırdılar…
Çünkü Tevrat’ta ayet var şöyle diyor:
‘Amots oğlu Yeşaya’nın Babil’le ilgili bildirisi: Feryat edin! Tanrı diyor ki, Kötülüğünden ötürü dünyayı, suçlarından ötürü kötüleri cezalandıracağım. Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medleri onlara karşı harekete geçireceğim.[1]
Medler İran, Babil ise Irak’tır…
1980-1988 arası İran’la Irak’ı savaştırdılar, hem insan hem de ekonomik kaynaklarına ağır darbe vurdular.
1991-2003 arası 1 ve 2’nci Körfez savaşlarıyla bu kez Irak’ı yakıp yıktılar, bir milyonu aşkın insanı öldürdüler, Bağdat’ta taş üstünde taş bırakmadılar, kadınlara tecavüz ettiler…
Çünkü Tevrat’ta ayet var, şöyle diyor:
‘Ben Tanrı, Sodom ve Gomora’yı nasıl yerle bir ettimse, Kildanilerin yüce gururu, Krallıkların en güzeli olan Babil’i de yerle bir edeceğim… Babil’i baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, yıkım süpürgesiyle süpüreceğim’[2]…
Feryat edin! Tanrı diyor ki… Gazaba geldiğim, öfkemin alevlendiği gün gökleri titreteceğim, yer yerinden oynayacak. Herkes kovalanan ceylan gibi, çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, ülkesine kaçacak. Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, Evleri yağmalanacak, Kadınlarının ırzına geçilecek.[3]
Ortadoğu’ya bakıldığında ayette geçen ‘Tanrı bir orduyu savaşa hazırlıyor. Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor, ifadesi sanki ABD ordusu gibi, tecavüz edilen kadınlar da Babilli yani Iraklı gibi…
///
Bir de bu yaptıklarının adına strateji deyip İsrail için plan yaptılar.
Dünya Siyonist Dergisinde, 1982, A Strategy for Israel in the Nineteen Eighties, manşetiyle dünyaya duyurdular.
Bakın ne yazıyor:
‘Bizim için Irak’ın feshi, Suriye’nin feshinden bile daha önemlidir. Irak Suriye’den daha güçlüdür. Kısa vadede İsrail’in en büyük tehdidi Irak’ın gücüdür. Bir Irak-İran savaşı Irak’ı parçalayacak ve bize karşı geniş bir cephede çatışma organize etmesine imkan vermeden çökmesine sebep olacaktır.
Osmanlı döneminde Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da etnik/dini bazda bölgelere bölünme mümkündür. Üç büyük şehir etrafında üç (veya daha fazla) eyalet var olacaktır: Basra, Bağdat ve Musul ve güneydeki Şii bölgeler Sünni ve Kürt kuzeyden ayrılacaktır. Mevcut İran-Irak çatışmasının kutuplaşmayı derinleştirmesi olasıdır.’[4]
Önce Irak dediler, Irak’ı vurdular. Bir milyon insan yaşamını yitirdi, üç milyon kişi de göç etmek zorunda kaldı.
///
İsrail planının yetmez deyip, üstüne bir de ABD planı(BOP) hazırladılar.
‘Blood Borders’ manşetiyle, 2006, ABD Silahlı Kuvvetler Dergisinde dünyaya duyurdular,
Bakın ne yazmışlar:
‘Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır. Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir ve bu bölgeler zaman içerisinde Akdeniz’e yönelmiş bir Büyük Lübnan’a kıyılarını kaybetmiş olan Suriye ile birleşmeye karar verebilir ki bu durumda Fenike yeniden doğmuş olur’[5].
Irak’ı kağıt üzerinde üçe parçaladılar. İsrail Planını desteklediler.
Yetmedi Türkiye’yi soykırımcı ilan ettiler, Doğu Anadolu’yu da işgalde gösterdiler.
///
İşin içine Suriye’yi de kattılar, Şam içinde taş üstünde taş bırakmadılar.
Çünkü Tevrat’ta ayet var, şöyle diyor:
‘Şam’la ilgili bildiri: İşte Şam kent olmaktan çıkacak, Enkaz yığınına dönecek. Aroer kentleri terk edilecek, hayvan sürüleri orada yatacak, onları ürküten olmayacak. Efrayim’de surlu kent kalmayacak, Şam’ın egemenliği yok olacak.
Eyvah, çok sayıda ulus kükrüyor, azgın deniz gibi gürlüyorlar… Ama Tanrı onları azarlayınca uzaklara kaçacaklar. Rüzgarın önünde dağdaki saman ufağı gibi, Kasırganın önünde diken yumağı gibi savrulacaklar. Akşam dehşet saçıyorlardı, sabah olmadan yok olup gittiler. Bizi yağmalayanların, bizi soyanların sonu budur.’[6]
Bu ifadeler Suriye iç savaşını anlatıyor. Bir milyon insan yaşamını yitirdi, milyonlarcası göçe zorlandı, şimdi çoğu ülkemizde.
Ve İsrail hala Suriye’yi vuruyor, Golan’ı işgal etti, işgal hala sürüyor. Şam’da hala taş üstünde taş kalmıyor gibi…
///
Bu da yetmedi.. İsrail için deyip, Oded Yinon planına bağladılar.
Kağıt üzerinde Suriye’yi beşe parçaladılar.
Bakın Oded Yinon Planı ne diyor:
‘Suriye etnik ve dini yapısına istinaden tıpkı bugün Lübnan’da olduğu gibi birkaç eyalete bölünecek ve kıyıda Şii-Alevi bir eyalet, Halep bölgesinde Sünni bir eyalet, Şam’da Kuzey komşusuna düşman olan bir diğer Sünni eyalet olacak,
Dürziler de belki bize ait olan Golan’da, mutlaka Havran’da Kuzey Ürdün’de başka eyaletler kuracaklardır. Bu gelişmeler uzun vadede barış ve güvenlik için garantör olacaktır ve bu hedef bugün bile erişebileceğimiz bir noktadadır.’[7]
Bunların hiç biri yetmedi, Mısır’ı da işin içine çektiler.
Arap Baharı’ deyip kardeşi kardeşe kırdılar, yüz binlerce insan hayatından oldu…
Çünkü Tevrat’ta ayet var, şöyle diyor:
‘İşte Tanrı hızla yol alan buluta binmiş Mısır’a geliyor! Mısır putları O’nun önünde titriyor, Mısırlıların yüreği hopluyor. Tanrı diyor ki, Mısırlıları Mısırlılara karşı ayaklandıracağım; Kardeş kardeşe, komşu komşuya, kent kente, Ülke ülkeye karşı savaşacak.’[8]
Buradaki Mısır, Tahrir meydanında kardeşin kardeşi kırdığı Mısırlılardır…
Hep İsrail için deyip Mısır’ı da planlara dahil ettiler, adına yine İsrail için strateji dediler.
Kağır üzerinde Mısır’ı param parça ettiler.
Bakın İsrail planı ne demiş:
’Mısır’ı coğrafi olarak farklı bölgelere bölmek İsrail’in Batı cephesindeki politik hedefidir. Mısır birçok otorite merkezine bölünmüş ve parçalanmıştır. Eğer Mısır parçalanırsa, Libya, Sudan ve hatta daha uzaktaki devletler mevcut şekilleri ile varlıklarını sürdüremez ve Mısır’ın çözülmesi ile birlikte onlar da çöküşe katılır.
Mısır’ın yukarı bölümünde Hıristiyan Kıpti bir devlet ile birlikte merkezi bir hükümet olmadan bölgesel güçleri ile bir kaç zayıf devlet düşüncesi tarihi gelişimin anahtarıdır ve barış anlaşması ile sekteye uğramış olsa bile uzun vadede kaçınılmazdır’[9].
Büyük İsrail neresi biliyor musunuz; Nil’den Fırat’a vaat edilmiş topraklar…
Çünkü yine Tevrat’ta ayet var şöyle diyor:
‘O gün Mısır’la Asur arasında bir yol olacak. Asurlu Mısır’a, Mısırlı Asur’a gidip gelecek. Mısırlılarla Asurlular birlikte tapınacaklar. O gün Mısır ve Asur’un yanı sıra İsrail üçüncü ülke olacak. Dünya bu üçü sayesinde kutsanacak. Tanrı, ‘Halkım Mısır, ellerimin işi Asur ve mirasım İsrail kutsansın’ diyerek dünyayı kutsayacak.’[10]
Mısır bildiğimiz Firavunlar diyarı Mısır…
Asur bildiğimiz Irak…
Yani?
Tevrat’ta geçen Nil’den Fırat’a Vaat Edilmiş Topraklar..
///
İşte bugün.. İran bombalanıyor, dün Suriye, önceki gün de Irak.. Plan işliyor, işletiliyor.
Peki ya Türkiye?
Şimdi sıra Türkiye’de mi?. diye soruyorlar..
Yahu bu vatan topraklarında Türk Bayrağı göndere çekildiği ilk günden bugüne hep sıradayız.
Burada mesele ne Irak, ne Suriye ne de İran..
Hedefte olan en aşağı yedi bin yıllık Türk tarih ve medeniyeti, doğudan batıya uzanan en az bin yıllık Türk devleti ve egemenliğidir.
Bugünün dünden farkı, şimdi silahla değil para ve siyasetle geliyorlar..
Endişe etmeyiniz. Hiçbir güç Türkiye’ye savaş açamaz.
Türkiye ne ABD ne İsrail’le savaşa girmez. Türkiye’de iç savaş da çıkmaz.
Yeter ki siz, Atatürk ilke ve devrimlerine, Türk ulus devlet temelinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti ve Anayasa’ya sahip çıkın.

[1] Tanah/ Yeşaya, Bölüm 13: 1-16.
[2] Tanah/ Büyük Peygamber Yeşaya, Bölüm 13: 19-22.
[3] Tanah/ Yeşaya, Bölüm 13: 1-16.
[4] Oded Yınon, ‘1980’lerde İsrail İçin Strateji’, Dünya Siyonist Dergisi Kivunim, Şubat 1982.
[5] Ralph Peters, ‘BOP’, ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi, 1996.
[6] Tanah/ Yeşaya, Bölüm 17.
[7] Yınon, ‘1980’lerde İsrail İçin Strateji’.
[8] Tanah/Yeşaya, Bölüm 19:1-15.
[9] Yınon, ‘1980’lerde İsrail İçin Strateji’.
[10] Tanah/ Yeşaya, Bölüm 19:16-25



