Güncel

Bu Tuzağı ‘Kim Kurdu’

Türkiye yeni bir sürece giriyor..

PKK terör örgütünün feshedildiği konuşuluyor, silah bıraktığı söyleniyor..

Ancak örgütün uluslararası tarihsel geçmişi dikkate alındığında bu o kadar da kolay olmayacak.

PKK denilen şey.. Bedirhan’la başlayan Tarikat, Stalin’le başlayan Rus, Sevr’le İngiliz, Celadet Ali’yle Taşnak, Molla Mustafa’yla İsrail, Mesud Barzani’yle ABD..

Yani?

PKK’yı lağvettik demekle örgüt bitmiyor, siyasallaşıyor tıpkı fetö gibi..

X X X

Özal’la başlayalım..

Özal, ABD siyasetine destek veren bir şahsiyettir.

Özal, Barzani’nin Irak kuzeyinde ayrı bir devlet kurmasının yolunu açan bir siyasi iradedir.

Özal aynı zamanda ateşkes tuzağına düşerek Türkiye’nin terör ateşiyle yanmasına neden siyasi bir şahsiyettir.

22 YIL ÖNCE YİNE AYNI SÜREÇ

20 Mart 1993’te Özal, PKK terör örgütü elebaşı Öcalan üzerinden sözde bir ateşkes yaptı ve operasyonlar durduruldu, askeri harekat duruduruldu tıpkı bugün gibi.

1993 sözde ateşkesiyle ilgili ilk sunacağımız belge, Ankara DGM’de görülen Öcalan davası tutanaklarıdır.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığın tespiti şudur:

          “ PKK lideri Abdullah Öcalan, Celal Talabani’nin önerdiği tek taraflı ateşkesi kabul ederek 20.03.1993 tarihinde tek taraflı sözde ateşkes ilan ettiğini açıklamıştır. Bunu yaparken terörist faaliyetlerle ulaşamadığı hedeflerine legal yollardan ulaşmayı, terörist imajı konusunda kamuoyunu yanıltmayı, dağılan elemanlarını yeniden toparlamayı amaçlamıştır. Ancak, sözde ateşkesi sadece taktik olarak benimsemiştir. Hiçbir şart altında silahlı faaliyetten vazgeçmek istememiştir.”

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görüşü açık ve nettir.  Savcılık bu süreci bir aldatmaca olarak nitelendirmekte ve örgütün zaman kazanmak için bu planı yürürlüğe koyduğunu açıklamaktadır. Bu tespitler dosya kapsamında bulunan belgelere dayanılarak yapılmıştır.

X X X

TALABANİ VE ÖCALAN PKK

Bu süreçle ilgili ikinci belge ise Öcalan davasında yer alan Öcalan’ın ifadeleridir;

“1992 yılı sonunda Talabani ile görüştüğümüzde Türkiye’ye ateşkes istemimizi götürmesini istedim. Öneriler genel kapsamlı bir af ve bizlerin (PKK) siyasi platform içerisinde faaliyetleri sürdürmemiz öngörülüyordu. Bekaa’da gazetecilerin gelmesi ile bir basın toplantısı yapıldı. 1993 yılı Mart ayında basın toplantısı yaptım.”

X X X

BİNBAŞI ERSEVER: BU BİR ALDATMACA

Binbaşı Ersever’in bu ateşkese ilişkin görüşleri ise daha o yıllarda açık ve nettir;

 “Ateşkes-mateşkes ağza alınacak kelimler değildir… Ateşkes dönemin bir taktiği olarak Öcalan tarafından uygulanmıştır. Apo fırsattan istifade bir takım görüşmeler yaptı. Üç ay boyunca toparlandı. Türkiye Cumhuriyeti üç ay boyunca operasyonlarını  yapmadı.  Bahar operasyonları yapılmadı.

Şubat 93 itibariyle bu operasyonların başlaması gerekirdi. Bölgeleri belli. Her eyalette iki tane kampı var. Kamptan çok, üs bölgesi demek daha doğru. Bu adamların kalıcı üs bölgesi var. Burada üs bölgelerinde yeşerdi, filizlendi. Zaten bunu istiyordu. Bahar operasyonları yapılmadı”…

X X X

SAKIK: HABERİMİZ YOK

Örgütün önemli canilerinden Şemdin Sakık ise 93 Mart ateşkesi için şunları söylüyor;

1993 yılındaki ateşkes tamamen örgütün ve bizim dışımızda haberimiz olmadan Apo (Abdullah Öcalan ) tarafından telsizle yapılmıştır… Bu ateşkesin amacı neydi? Apo’nun kafasından mı çıktı? Şam’ın veya daha üst kişilerin talimatıyla mı, bilemiyorum…” 

X X X

VE SÖZDE ATEŞKES

20 Mart 93’de Lübnan Bekaa’da ateşkes ilan edildi.

Sözde ateşkes ilanı yapıldığında, Öcalan’ın yanında Ahmet Türk ile Celal Talabani de vardır.

Mayıs 93’te yani Özal’ın ölümünden hemen sonra Ahmet Türk ile Leyla Zana Amerika’ya gitti ve Özal sonrası PKK’nın uygulanacak strateji konusunda ABD’li yetkililerle görüştü.

Haber şöyle;

“Abdullah ÖCALAN’ın talimatları üzerine 1993 Mayıs ayında Leyla ZANA ve Ahmet TÜRK’ten oluşan bir HEP heyeti sözde Kürt sorununun çözümü için ABD yetkilileriyle görüşmelerde bulunmuşlardır.”

X X X

SARIZEYBEK: UYARDIK AMA DİNLEMEDİLER

Biz ise o tarihte Şemdinli’de teröristleri kovalıyorduk. Çok haykırdık çok, bunlar yalan, örgüt toparlanacak, dedik ama sesimiz duyulmadı tıpkı Ersever gibi.

Bu ateşkes olayı medyanın gündemine Cengiz Çandar tarafından taşındı, ateşkesten tam bir hafta önce.

Yaptığı açıklama sanki bir kehanet gibiydi, olacakları görür gibiydi. Aynı Çandar 2001’de Ecevit için de, yaşanılanın aylar öncesinde bir kehanette bulunacak ve bu kehaneti yine doğru çıkacaktır…

X X X

MEDYA MANİPÜLASYONU

Çandar’ın “Apo’dan Özal ve Demirel’e mesaj” başlığı altında çıkan haberi büyük yankı uyandırdı. Böylece Çandar, 13 Mart 1993 tarihli Sabah gazetesinin manşetinde “Apo silah bırakıyor” haberiyle gündemi belirliyordu.

Çandar, haberinde ”PKK artık silahlı mücadeleden vazgeçiyor, Apo Kürtleri siyasi mücadeleye çağırıyor, Bağımsız Kürt devleti isteği terk ediliyor, diyordu.

Manşeti görüyor musunuz, nasıl tuzağa ve kimler tarafından tuzağa çekildiğimizi görüyor musunuz?

Çandar’ın haberinde, Öcalan’ın bu kararının Talabani tarafından Cumhurbaşkanı Özal, Başbakan Demirel ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’e iletildiğini de belirtiyordu.

X X X

Çandar ayrıca, Öcalan’ın Nevruz öncesinde bir basın toplantısı düzenleyerek bu kararlarını açıklayacağını, basın toplantısına katılmak üzere Türkiye’den bazı gazetecileri davet edeceğini de duyuyordu.

Haberin özeti şöyleydi;

PKK lideri Abdullah Öcalan, Türkiye’deki başta Kürt sorunu ve terör olmak üzere önümüzdeki dönemde gelişmeleri etkileyecek bomba açıklamalara hazırlanıyor. Öğrenildiğine göre Abdullah Öcalan, Nevruz öncesinde yapmayı tasarladığı açıklamada “terörü kınayacak” tafralarına “silahlı mücadelenin terk edilmesi…çağrısında bulunacak…”

SÜREÇ AYNI SÜREÇ

Her şey Çandar’ın yazdığı gibi oldu. Nevruz öncesi 20 Mart’ta, İmralı haini Bekaa’da bir basın toplantısı düzenledi.

Bazı gazeteciler de katıldı.

İmralı şöyle konuştu;

“20 Mart’tan 15 Nisan’a kadar ateş etmeyeceğiz. Ancak meşru müdafaa durumunda karşılık vereceğiz. Böylelikle uluslararası, Türkiye ve Kürdistan kamuoyunun bir barışa imkân bulunması dileğine de karşılık vermeye çalışıyoruz…”

X X X

PKK istediğini elde etti, ateş kes gayriresmi olarak uygulandı.

PKK terör örgütü yeniden toparlandı ve gelip bizi Bingöl’de vurdu.

Böylece Türkiye’de ara bir dönem başladı;

17 Nisan’da Özal aramızdan ayrıldı, yerine Çiller geldi ve terörün siyaseti, bu ara dönemde Kürdistan’a doğru hızla yol almaya başladı…

X X X

33 Askerimizin Şehit Edilmesiyle Çatışmayı İçimize Çektiler (Mayıs 93)

20 Mart 1993 ateşkesiyle yeniden güç kazanan örgüt, 24 Mayıs 93’te Bingöl karayolunda 33 silahsız askerimizi, 2 öğretmen ve 2 sivil vatandaşımızı Bingöl’de kurşuna dizdi.

Bu eylem ile Türkiye’nin terörle mücadelesi farklı bir zemine taşındı, Irak’ta olması düşünülen çatışmalar Türkiye’ye taşındı ve ülkemiz bu olaylar sonrasında kan ve ateş gölüne dönüştürüldü. 

Çıkan şiddetli çatışmalar sonucu,  93, 94 ve 95’te her yıl verdiğimiz şehit sayısı beş yüzden fazladır.

X X X

GENELKURMAY AÇIKLIYOR

Genelkurmay’ın bu konudaki açıklaması şöyle, Büyükanıt anlatıyor;

“1992 yılında zayiatımız 496 şehit, 955 yaralı toplam bin 451, 93 yılına baktığımız zaman 538 şehit, 996 yaralı toplam bin 534.

1994 yılına baktığımız zaman 867 şehit, 206 yaralı toplam 2 bin 927 bu yaralılardan bir kısmı tedavi edilmek suretiyle tekrar hayata döndü.

1995 yılında 615 şehit, bin 342 yaralı, bin 957 zayiat var. Bu rakamlar gerçekten çok ürperticiydi.”

Durum bu.

X X X

Sonuç olarak baktığınızda, PKK terör örgütüne karşı ekonomik, sosyal, kültürel bir çözümü bizden başka kimse istemiyor. Bizden istenen ise siyasi çözüm.

Siyasi çözüm olarak bize sunulan ne?

Anadolu ile Asya arasında tampon bir yönetim, tampon bir devlet.

Ne için?

Anadolu’daki Türk varlığı ve hakimiyetinin Asya’daki Türk dünyası ile bağını kesebilmek için.

Sadece bu mu?

Değil, dahası var..

Müslüman coğrafyanın tam kalbinde kurulmuş Yahudi Devlet İsrail’e müttefik yönetimler kurmak için.

Bu ne demek?

Türkiye gibi Irak ve Suriye’de bu şekil siyasi çözümle parçalanırsa eğer, İsrail’i Akdeniz kıyılarından alıp önce Fırat’ın doğusu, ardından Barzani ve derken Doğu Anadolu üzerinden Karadeniz’e taşımak için.

Başka?

Bu arada fırsat bu fırsat deyip, yine İsrail’e müttefik Nesturi, Yezidi, Keldani, Ermeni, Yahudi, Asurilerden oluşan özerk yapıları da hayata geçirebilmek.

Kim üzerinden?

Türkiye.

İşte bütün mesele bu.

X X X

Biz buna BOP diyoruz.

BOP nedir diyorsanız, Sevr artığı Siyonist Taşnak Pontus.

Ne yapmalı?

Bu saatten sonra yapılacak tek şey, bu menfur projeye karşı tavır almak ve bunu tüm dünyaya ilan etmek olmalıdır. Çünkü bu proje yok olmadan PKK yok olmaz, terör yok olmaz.

Türkiye bunu yapamaz mı?

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı Yazar

Kitap:

Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu