Düğüm Çözülüyor.. 49. Gün ‘Başımıza Gelecekler’

Yarın Neler Olacak..
Şimdi can alıcı bir gözle Irak’a bir bakın bakalım, ne görüyorsunuz?
Kuzeyde Kürt devleti kurulmuş, bağımsızlık referandumu cepte, bir ilanı eksik kalmış. Güneyde halk Şii-Sünni diye ikiye bölünmüş. Bir iç savaşın tetiklenmesi sadece 91’den bu yana içeride konuşlanmış ABD’nin ve 60’lı yıllardan günümüze Kuzeye sızmış İsrail’in bir provokasyonuna bakıyor.
Hele ki İran’ın hedeflerinde olduğu düşünüldüğünde böylesi bir kışkırtma ABD-İsrail için bir fırsat dahi olabilir.
Yaklaşık 30 yıldır süren Amerikan işgali sonrasında bir buçuk milyon insan yaşamını yitirmiş bir kadarı da yerinden yurdundan olmuş ama tüm bu insanlık dramında Halepçe vakası bir yana, Barzani hiç zarar görmemiş aksine hep ilerlemiş, ilerletilmiş.
Dolayısıyla bundan sonra olası bir içsavaştan Barzani’nin olumsuz etkilenebileceği hiç düşünülmemeli.
X X X
Barzani neyi bekliyor?
Barzani bağımsızlıktan öte asıl olarak Türkiye’de anayasanın değiştirilmesiyle ortaya çıkacak özerk yerel yönetimleri bekliyor. Bu olduğu anda elini kolunu bu yönetimlere uzatarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yönetici güç olmayı bekliyor.
Bu Irak cephesi, bir de yine can alıcı gözle Suriye’ye bakınız ne görüyorsunuz?
X X X
Suriye’de içsavaş sürüyor.
İsrail güneyde Golan Tepelerini fiilen işgal etmiş.
Kuzeyde ise Türkmen, Arap ve gerçek Kürtler hariç her etnik kimliği barındıran PKK terör örgütü türevleri Fırat’ın doğusunu ele geçirmiş. Yönetimi ele geçirmiş, bayrak çekmiş. Özerkliğini ilan etmiş ve ABD koruması altına alınmış. Bu amaçla hem Türkiye hem de Esad yönetimi ile görüşmeler yapıyor.
Bu fiili durumun ABD, Rusya ve Türkiye’nin garantör devlet olarak devreye girmesiyle resmi bir statüye dönüştürüleceği şimdiden anlaşılabiliyor artık.
Bu noktada İran’ın Suriye’deki varlığı bir anlam ifade etmiyor çünkü İran’ın gücü, Rusya karşısında yetmez oluyor.
Kaldı ki Türkiye-ABD ve Rusya yeni anayasa adı altında İsrail’in uzantısı olan PKK ve türevlerine anayasal garantörlük sağlar ise İran ne diyebilir ki?
Bu oldubitti’ye karşılık İran’a sunulacak bir ABD lütfu örneğin yaptırımların kaldırılması gibi ekonomik destekler kafi gelecek gibi görülüyor. Çünkü ABD Suriye’yi sağlama aldıktan sonra nükleer silah bahanesiyle istediği her zaman İran’ı vurabilecek kabiliyete sahip, tıpkı Saddam’ı vurduğu gibi.
X X X
Rusya’ya gelince…
O istediğini aldı zaten ta Çar Deli Petro’dan günümüze uzanan iki yüz yıllık emelini gerçekleştirdi, Akdeniz’de kara hava ve deniz üslerine sahip oldu, açıldı.
Tüm bunları da tek bir uçağı feda ederek yaptı, uçağı vuran da FETÖ’nün siyasi ayağıydı.
Üstelik Rusya ‘koridor koridor’ diye çığlık atılan şu tünelin yani şu anda Barzani’den başlayıp Akdeniz’de son bulan tünelin Akdeniz çıkışını da tuttu. Bundan sonrası artık Rusya’nın Mahabad ve KDP hamleleriyle 1946’da kazandığı kozları nasıl oyuna süreceğine bağlı olarak şekil alacak.
Elbette ki düşünen akıl, bu Barzani üzerinden Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da şimdiki adı Büyük Kürdistan ama işin gerçeğinde Büyük Ermenistan olan projede Rusya’nın oyuna dahil olacağını görebiliyor. Çünkü mesele bu noktada Anadolu’nun Asya’daki Türk dünyasıyla bağının kesilmesi meselesine dayanıyor.
Zaten şu anda var olan Ermenistan devleti Rusya’nın kontrol ve yönetimi altında değil mi?..
Bu Ermenistan Türkiye’den toprak ve isteyen üstüne de Türkiye’yi soykırım gibi bir insanlık suçuyla mahkum ettirmek isteyen Ermenistan değil mi?..
Bu gerçekleşirse eğer Fahreddin Paşa nasıl ki hiçbir suçu olmadığı halde İngilizler tarafından ‘Ermenicilik’ yaftasıyla yargılandıysa şimdi bu topraklarda yaşayan ve ‘Ne Mutlu Türk’üm’ diyen herkesin yarın yargılanabileceğini düşünmek çok mu akıldışı olur?
X X X
Başta İngiltere olmak üzere ABD-İsrail’e gelince…
İsrail’in ne istediğini biliyorsunuz zaten, Fenike; Kral Davud ve Süleyman zamanındaki Büyük İsrail Krallığı.
Buna giden yolu da biliyorsunuz zaten Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’da açıklanan Oded Yınon imzalı yeni İsrail stratejisi her şeyi açıklıyor ve süreç aynı yolda ilerlemeye devam ediyor.
Amerika’nın ne istediğini de biliyorsunuz, bir yandan Fenike’ye destek veriyor öte yanda Büyük Kürdistan örtüsü altında Büyük Ermenistan projesini işletiyor.
Asıl hedefi Türk Milleti, Cumhuriyeti ve Anadolu olan ‘Büyük Ortadoğu Projesini de biliyorsunuz, nasıl hayata geçirebileceğini de...
X X X
Hepsi yan yana gelirse eğer büyük resimde ABD ve Rusya’nın uçak düşürme vakasından itibaren Ortadoğu’da anlaşmış olduklarını söylemek mümkün yani Türkiye hem içeriden hem dışarıdan kıskaçta.
Öte yanda bir de sığınmacı meselesi var hani şu özkimlikleri hala meçhul olan..
Bana sorarsanız onlar Fırat’ın doğusunda resmen ortaya çıkması kesin olan yerel yönetimlerde etnik çoğunluğu belirleyici ihtiyat olarak Türkiye’de bekletiliyor.
Fırat’ın doğusu dediğiniz zaman Ermeniler var, Yahudiler var, Nesturiler, Yezidiler, Keldaniler, Asuriler artık ne isim verirseniz veriniz. Yönetici gücü tayin etmek adına o bölgelere kaydırılacaklar, hepsi değil elbet bir kısmı, yeteri kadarı.
Geriye kalanlar ne olacak?
Baştan beri izlediğimiz Türkiye’ye karşı konumlanmış bu küresel projenin siyasi ayağının gidişatına bakılırsa eğer, geride kalanların beslenip büyütülerek, okutulup eğitilerek Türk vatandaşı yapılıp hem yerelde hem de en üst katta yönetici olmalarının planlanmış olduğu artık görülebiliyor.
X X X
Fırat’ın doğusuna gelince…
PKK terör örgütü şemsiyesi altında toplanmış olan etnik kimliklerin asıl güç kaynağı hududa komşu olan iller ilçeler köylerimiz. Bugün Fırat’ın doğusunda yaşayanların bu bölgelerle tarihsel ve dinsel bağları bulunuyor, Kilikya gibi, Süryani Kilisesi gibi, havralar gibi.
Bu bölgelerden gelen sığınmacılar neden özellikle Adana, Mersin, Gaziantep, Şanlıurfa gibi hudut illerinde yoğunlaştırıldı?
Bir düşünün.
Bakın Mardin’e bakın Nusaybin’e, demiştim size gümrük kapısının bir yanında terörist diğer yanında Mehmetçik nöbet tutar hale geldi.
Bundan sonrasını siz hayal edin artık.
Buradan yola çıkılarak yarınların ne getirip ne götüreceğini söyleyebilmek artık bir kehanet değil aksine ayağı yere sağlam basan bir aklın isabetli bir öngörüsü olarak kabul edilmelidir.
Hedef anayasa demiştim, yarın ‘yeni anayasa’ tartışmaları açılırsa hiç şaşmamalı, süreç belli gidişat belli. Şimdiden söylüyorlar zaten, yargı reformu geliyormuş, artık düşüncelerinden dolayı hiç kimse suçlanmayacakmış!..
Bana sorarsanız bu da bir tuzak!..
Anayasanın değişmez maddelerini tartışmaya açabilmek için bir tuzak!..
X X X
Yaşanılacakları görür gibi oluyorum…
‘Bu anayasa çok değişti, yamalı bohça gibi oldu, Yeni Türkiye’ye hiç yakışmıyor, daha çağdaş daha demokratik, herkesi kucaklayan, herkese hitap eden yeni bir anayasa yapılması şart oldu’, diyerek söze başlayacaklar…
Bu da az gelir deyip, ‘Kürt Sorununu kimse çözemedi, nihayet biz çözeceğiz’ ifadeleriyle anayasayı A’dan Z’ye tartışmaya açacaklar…
Hatta buna ‘Alevi sorunu da var, hazır yola koyulmuşken bunu da çözelim’, diyecekler…
Ve başlayacaklar anayasanın önce başlangıç kısmında yer alan ve ‘Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda..’ diye başlayan değerlerimizi ekranlarda tartışmaya…
Tabii burada karşılarına ilk çıkacak olan ‘Türk ve Atatürk’ olacak.
Diyecekler ki ‘Türkiye’de sadece Türk yok, her zaman söyledikleri gibi ‘Ermeni var, Rum var, Yahudi var, Arap var, Kürt var, Çerkes var… Biz öyle bir anayasa yapalım ki herkesi kucaklasın diyecekler, ‘Türk’ ulus devlet kimliğiyle Atatürk değerimizin anayasadan çıkarılması gerektiğini söyleyecekler…
Bunu bayrak tartışmaları ve ordu tartışmaları izleyecek, ‘Niye bayrağın adı Türk’, ‘Niye ordunun adı Türk’, demeye başlayacaklar. Zaten Aziz Pabuşçu dememiş miydi ‘AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk’ diye, işte bunu anayasal teminat altına almaya kalkışacaklar.
Bu noktada ilk akıllarına gelen isim ‘Türkiye, Türkiyeli, Türkiye Bayrağı, Türkiye Ordusu’ olacak ama…
Baştan beri izlediğimiz tarihsel sürece baktığınızda bu iş burada bitecek mi sanırsınız?..
Bunu ‘neden Türkiye’ tartışmaları izleyecek çünkü başında Türk var, işlerine o da gelmeyecek!..
Üstelik ‘Türkiye’ demek Türk’ün yeri demek tıpkı Kemaliye gibi, tıpkı Osmaniye gibi.
Bu durumda iş ‘Anadolu’ demeye kadar gider, ‘Anadolu Bayrağı, Anadolu Cumhuriyeti, Anadolu Ordusu’ gibi. Etnik kimler, din ve mezhepler üzerinden giden bu ayrıştırma sonunda işi ‘Anadolu Birleşik Devletleri’ demeye kadar götürür!.
X X X
Böyle giderse eğer bu işin sonu nereye varır, biliyor musunuz?..
Hatırlıyorsunuz değil mi,e-devlet sitesi üzerinden Anadolu’da yaşayan tüm insanlarımızın son yüz yıllık soy geçmişini dünyaya açtılar yani kim Türk kim değil, herkes biliyor artık, kim gerçek Kürt kim değil, onu da herkes biliyor şimdi.
Sadece bu değil, devamı var…
Yine tüm insanlarımızın özel verilerini bankalar, okullar, hastaneler, devletin tüm kurum ve kuruluşlarında veri girişiyle arşivlediler.
Baksanıza telefon açtığınızda bile ‘merhaba, hoş geldiniz’ denilerek adınızla sanınızla hitap ediliyor. Bunu yapan telefon şirketi, bir de bunu yapanın devletimizi yöneten güç olduğunu düşündüğünüzde gerisini görmek artık hayal gücünüze kalıyor. İşi daha da sağlama almak için özel hastaneler üzerinden parmak izlerimizi de aldılar, bunu da verilere eklediler.
Dahası da var…
Bir dönem zırhlı korumaya alınmış savcı Zekeriya Öz üzerinden kod Ergenekon soruşturmasıyla yarın devletimizi yönetmesi olası tüm üst düzey şahsiyetlerin ailelerinden yakın çevrelerine, mali durumlarından sağlık durumlarına kadar ne var ne yoksa hepsini kayda aldılar, bunları da o verilere eklediler.
Buna güvenlik stratejisinde ‘Biyografik istihbarat’ deniliyor, kişisel bazda veri toplamak, daha sonra bunu gerektiği yer ve zamanda bu şahsiyetlere karşı şu ya da bu şekilde kullanmak!..
Neden yaptılar bunu, neyin hazırlığı bu, bu veriler kime karşı kullanılacak?
Apaçık belli ki bu siyasi ayak böyle yol almayı sürdürürse eğer, ‘Türk’ olanların ister ’Ne mutluyum ki’ desin ister demesin, Türk olması yetiyor zaten, bu veriler bu siyasetin hedefinde olan herkes ve her şeye karşı kullanılabilir ve bu durumda bırakın bir lokma ekmeği Türk’ün nefes alması bile artık kolay olmayabilir.
X X X
Eğer sizlere bir ibret olacaksa, bana neler yaptıklarını anlatayım…
Bir Türk subayı olarak 30 yıl şerefle askeri üniformayı taşıdım. Yurt içinde ulusal güvenlik alanında akla gelebilen her seviyede öğrenim gördüm. Celal Bayar Üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Paris’te askeri ataşelik gibi diplomatik görev ile Fransız güvenlik okulunda yüksek eğitim aldım.
Birinci hat hudut boylarında en kritik görevler tevdi edildi bana, iki yıl erken terfiye layık görüldüm, ama ne zaman ki kod Ayışığı kumpas soruşturması Jandarma üzerinden başlatıldı, ilk hedeflerden biri oldum. İster F Tipi ister kripto hücreler deyin, buna bağlı yargı eliyle 16 ayrı suçtan soruşturma geçirdim ve yargılandım.
Sonunda ’suçun yokmuş’ dediler ve beraat ettim ama emekliliğimi istemek durumunda bıraktılar beni.
2005 yılında çok sevdiğim Türk Ordusundan ayrıldığımda hakkımda açılmış ne bir dava ne de bir yargılama vardı.
İlk günlerde üniversite mezunu iki çocuğuma iş aradım ama bulmadım. Yetenek sınavını kazanmış olmasına karşın bir çocuğum işe giremedi, diğer evladım ise gurbete gidip çalışmak, geçinmek durumunda kaldı hala gurbette.
Tam bu mevcut koşullar altında kendi halimizde bir yaşam sürmeye başlamış iken, bu kez kod Ergenekon kumpas soruşturması başlatıldı.
Hiçbir suç ve günahım olmadığı halde yedi yıl Zekeriya Öz’ün kripto hücreleri eliyle, dört yıl da bugünkü siyasi iktidarın dizayn ettiği hukuk eliyle soruşturma geçirdim.
Sonunda yine ‘bir suçun yokmuş’ diyerek dosyayı kapattılar ama…
Bu ne demek biliyor musunuz; tam onbir yıl her gün kapınıza ne zaman dayanacaklar endişesiyle yaşamak demek!.
X X X
Peki neden yaptılar tüm bunları?..
Bütün suçumuz, varlığımızı yok sayan bu zihniyete karşı ‘Ne Mutlu Türk’üm diyerek vatanımızı sevmek, sahip çıkmak, milletimizi sevmek ve bir ferdi olmaktan gurur duymak, devletimizin Cumhuriyet değerlerini savunmak, hepsi bu.
Zaten mecbur kalıp ‘suçun yokmuş’ diyerek hakkımda dosyaları kapatmalarının nedeni de bu!
Bulamadılar, yedi ceddimizi araştırdılar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da görev yapmış olduğumuz her bir yeri araştırdılar, memlekette ne kadar banka varsa araştırdılar, telefonlarımızı dinlediler, elektronik postalarımızı izlediler ama bulamadılar.
Bu yürek ve bedende vatan ve millet aşkından, Cumhuriyete sadakat ve bağlılıktan başka hiçbir şey bulmadılar.
Daha ne diyeyim, bize yapılanların ibret olması ve hepimizi bekleyen tehdit ve tehlikeleri görebilmeniz için daha diyeyim, bilemiyorum.
X X X
Allah aşkına bu gözlerimize indirilen perde ne sinsidir ne kalleştir ki göz görmüyor, kulak duymuyor, akıl yarını göremiyor!..
Daha dün Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş,’30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir’ demedi mi?
Bu ne demek?
Bu Cumhuriyeti kuran Türk Ordusu ve Türk Milletinin bu büyük zaferine karşı bu siyasi ayağın almış olduğu tavrı ve bu zihniyetin artık gizlenmeye gerek bile duymayan bir cüretle ortaya çıkışını gösteren bir işaret demek!
Peki kim bunlar?
Bunu laik-anti laik tartışmaları üzerinden Müslüman Türk toplumunun bir kesimine mal etmek mümkün değildir.
Bunu AKP’li olmak ya olmamakla da açıklayabilmek mümkün değildir.
Bu doğrudan doğruya ‘keşke Anadolu Yunan işgalinde kalsaydı’ ya da ‘keşke Yunan galip gelseydi’ diyen bir zihniyetin Türk Milleti ve devletine karşı açıktan tavır alışıdır.
Dedim ya bu bir kehanet değil, gidişattır, ayağı yere sağlam basan bir aklın isabetli öngörüsü, ‘Ne Mutlu Türk’üm’ diyerek çarpan bu yürekte oturmuş ağır bir endişenin sesidir.
Tabii işletilen bu küresel projede yine kilit ülke Türkiye. Her bir kelimenin üstüne basa basa söylüyorum, her bir kelimenin altını çizerek söylüyorum.
Türkiye bu plan ve projelere destek vermez ise eğer ne Barzani ayakta durabilir ne de PKK’nın Suriye’deki özerk yapıları, hepsi yıkılır gider. Zaten ‘yeni anayasa yeni anayasa’ çığlıklarının atılıyor olması bu yüzden.
Çünkü Barzani Kürt devletini ilan etse dahi, Fırat’ın doğusundaki PKK terör örgütü ve türevleri bayrak çekip resmen yönetimi ele geçirse dahi Türkiye’nin desteği olmadan ayakta duramıyor.
Ermeni Taşnak çetesine verdiği destekle bu Barzani’nin Kürt kardeşlerimizin özkimliği üzerinden giderek bugünkü haline kavuşturduğu bu yapı da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Kürt kardeşlerimizin desteği olmadan yaşayamıyor.
İşte bugün hepsini yeni anayasa üzerinden çözmeye çalışıyorlar.
X X X
Düşünsenize..
Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Türk’e düşman edemiyorlar çünkü kardeşlerimizle tarih boyu aramızda tek bir savaş dahi olmamış!
Alın Malazgirt’ten ta Cumhuriyete, biz birlikte savaştık, birlikte öldük, birlikte yaşadık ve bu Cumhuriyeti birlikte kurduk! ‘Kürt Sorunu’ diye atılan çığlıklar beş yüz yıldır süregelen ve bugünkü siyasetle de desteklenen feodal yapının Cumhuriyet değerlerine düşürdüğü gölgeden başka bir şey değil!
Bakın işte bugün siyaset kime destek veriyor?
Tapuya.
Tapu kimde?
Feodal din ve aşiret ağalarının elinde yani toprağı işleyen köylüye bir destek yok, onlar bu siyasete göre maraba!
Bakın işte İsrail’in kuruluşluya birlikte atbaşı giden siyasete bir bakın, Cumhuriyet okulları kapatıldı, kapatıldı da yerine ne açıldı? Tarikatlar, tekkeler, cemaatler, dergahlar…
Açıldı da Kürt kardeşlerimiz bundan ne fayda gördüler?
Hepsi Halidi Nakşi müridi oldu çıktı, şeyhlerin peşinden körü körüne sürüklendi, isyanlara alet oldu ve bundan çok acı çekti çok!..
Peki bundan kim fayda sağladı?
Ağalar şeyhler şıhlar mollalar ve onları Türkiye’yi hedef almış küresel projede kullananlar, mesele bu kadar net ve açık!
Diyeceğim o ki Kürt kardeşlerimiz Barzani’ye destek vermez ise Barzani’nin devleti ayakta kalamaz, yıkılır. Bu nedenle yeni anayasa telaşı var, bölgede özerk yönetimler kurulursa eğer, Barzani onlar eliyle Anadolu’dan güç alacak ve zamanla güç sahasını genişletecek, güçlenecek, plan bu.
Sahne artık ortada, plan projeler ortada, oyuncular ortada, şimdi son perdeyi izlemenin zamanıdır…
Gelecek 50’nci bölümde başımıza gelenler, onu anlatacağım..
Erdal Sarızeybek
Araştırmacı Yazar
Başvuru Kitabı: Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak




