Bilgi

Kürt Gerçeğinde Bilmediklerimiz.. ‘Hoybun Nedir’

Şeyh Said isyanından kaçanlar, 5 Ekim 1927’de, Lübnan’ın Bihamdun kentinde ‘Hoybun’ adıyla gizli bir örgüt kurdular.

Kurucular; Kamuran, Celadet Ali ve Süreyya Bedirhan.[1]

Ancak bu örgütün diğerlerinden önemli bir farkı vardı.. Türk tarihinde ilk kez ve gizlice 5 Ekim 1927’de Lübnan’ın Bihamdun kentinde, ayrılıkçı siyasi Kürtçüler Taşnak kökenli Ermenilerle bir araya gelerek Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı gizli bir ittifak kuruyordu.

Kaynak resim: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hoybun#/media/Dosya:Xoybun_Congress_1927_in_Lebanon.png

Şimdi başlayalım..

Cumhuriyet’ten kaçan siyasi Kürtçüler, İngilizlerin Revanduz Kaymakamı olarak atadığı Seyit Taha aracılığıyla Irak’taki Siyasi Komiser Yardımcısı ve İngiliz Gizli Servisi ajanı olan C.J.Edmods’la bağlantıya geçtiler.

Edmonds ile yapılan görüşmeden sonra, bir başka İngiliz ajanı Modfold(Motfoltre) eşliğinde Revanduz’a geldiler.

İlk toplantı, Şubat 1927’de, Seyit Taha’nın Revanduz’daki evinde yapıldı.

Bu toplantıya şu isimler katıldı;

İngiliz Ajanı Yüzbaşı Modfold, Seyit Taha, kardeşi Seyit Musluhittin, Balik Aşireti Reisi Mahmet Ağa, Munkuri Aşireti Reisi Suvar Ağa namına katibi, Şeyh Said’in adamlarından Hınıslı Mehmet Emin(diğer ismi Broski).

Alınan karar şuydu;

İngilizler daima mazlum milletlerin hamisi olmuşlardır. Kürtlere de yardım edeceklerdir.

İcabında kendilerine silah ve cephane verecekleri gibi, Nesturilere de Kürt elbisesi giydirerek yardım edeceklerdir.

Fakat her şeyden evvel muvaffak olmak için de birleşerek bir cemiyet vucüda getirmek lazımdır; Şemdinan(Şemdinli) tarafına büyük taarruz ve Van işgal edildiği takdirde İngiliz yardımı her sahada kendini gösterecektir’ .[2]

Bu konuda geçen Seyit Taha, Halidi Tarikatının Halifesi Seyit Taha’nın torunudur.

Mart 1927’de, yine Seyit Taha’nın evinde ikinci bir toplantı daha yapıldı.

Amaç, ilk toplantı alınan kararları ve İngilizlerin taleplerini müzakere etmek idi. Toplantıya bu kez İhsan Nuri ve Şeyh Sait’in oğlu Ali Rıza da katılmıştı.

Türkiye’ye karşı yapılacak harekatın detayları şöyle tespit edildi;

‘Irak’tan Şemdinli bölgesine, İran’dan Celali bölgesine ve Suriye’den Urfa bölgesine taarruz etmek;

Aynı zamanda Ağrı dağında bulunan Celali Aşireti Reisi Halit Bey ile Maku civarında Haydaran Aşiretinden Yusuf Abdal, Haco, Remanlı Emin Bey, Şırnaklı Ali Han ve Şahinzade Hırço Mustafa’ya haber ulaştırıp harekata katılmaya davet etmek.’

Sayılan kişilere davetiyeler gönderildi.

Daha bir cevap alınmadan, Seyit Taha ve adamları Şemdinli’ye bir saldırı teşebbüsünde bulunduysa da, başarı sağlayamadı, geri çekildi.

X X X

Seyit Taha’nın evi üçüncü ve son bir toplantıya daha sahne oldu.

İngiliz ajanı Yüzbaşı Modfold’un da hazır olduğu bu toplantıda, daha güçlü bir saldırı yapabilmesi için Haydaranlı ve Celali aşiretlerinin de işin içine çekilmesine karar verildi.

1930 Ağrı isyanı elebaşısı İhsan Nuri aracılığıyla bu aşiretlerle gerekli irtibatı kurdular.

İhsan Nuri’ye masrafları karşılığı olarak, İngilizler tarafından  2.000 altın ödeme yapıldı.

Ancak..

Yapılan toplantılar, alınan kararlar ve saldırı teşebbüsleri bir sonuç vermeyince, İngilizler bu kez Ermenileri bu oyuna çekmeye karar verdiler.

Ermeni Taşnak örgütü bu teklifi olumlu karşıladı çünkü Ermeni davasını bu siyasi Kürtçülerin desteğinde kazanmak, onların da siyasetine uygun düşüyordu.

Ermeni-Ayrılıkçı Kürt ittifak sahnesine temel atan bu toplantı Irak’ta yapıldı.

Katılan isimler şunlardı;

‘Ermenilerden Leon Paşa, Urfalı Emir Ziyan, Bağdat’ta Londra Oteli işletmecisi Sultanyan ve Muşlu Aris;

Kürtlerden Şeyh Said’in oğlu Ali Rıza, Doktor Mehmet Şükrü(Sekban), firari subaylardan Hurşit, İhsan Nuri, Hınıslı Mehmet Emin(Broski), Liceli Fekmi Efendi, Süleymaniyeli Abdulkerim Şalul…’

Toplantıya katılanlar özellikle kurulacak yeni örgütün adının bir yanda Kürtler arasında bir sempati oluşturacak ve bu şekilde örgütün içinde yer alacak Ermeni varlığını gizleyebilecek, öte yanda Ermenilere de sıcak gelebilecek bir isim olması üzerinde duruyordu.

Sonunda, ‘Hoybun’ adı üzerinde karar kılındı.

Hoybun; Kürtçe ‘istiklal’, Ermenice ‘Ermeni yurdu’ anlamını taşıyordu.

Geniş anlamda Hoybun;

Osmanlı’da ve Türkiye Cumhuriyeti’nde adı Kürdistan olan ayrı bir devlet kurmak emeliyle bir araya gelmiş olan ayrılıkçı Kürtlerin, Doğu Anadolu’yu da kapsayan büyük Ermenistan emelindeki Ermenilerle birlikte oluşturduğu ittifakın kod adıydı.

Hoybun; temeli ve çatısı Ermeni, siyasi fikri İngiliz ve piyonu Kürt olan bir gizli örgüt olarak tarihe yazıldı[3]

X X X

Ermeniler bu yeni siyasi ittifakı Avrupa kamuoyuna duyurabilmek amacıyla, Paris’te bir kongre yapılması karara bağladılar. Cemiyet-i Akvam’a başvurulabilmesi için, Kürt aşiretleri namına birer temsilci gönderilmesini istediler.

Suriye’deki Kürt aşiretlerini temsilen seçilen şu isimler oldu;

Berazi aşiretinden Hüsnü, Irak Kürtleri namına Şerif Paşa ve diğerleri için de Doktor Şükrü Sekban.

Ermeni temsilcileri ise şunlardı;

Rupen Paşa, Vahan Papazyan, Bogos Nubar Paşa, Erivan namına Ahadisyan ve Vaharonyan.

Bu toplantıda; biri Kilikya(Adana ve çevresi)’da diğeri Erivan mıntıkasında olmak üzere iki Ermeni devleti ve bunlar arasında bir Kürt devleti kurulması kararı alındı.

Bu siyasi hedefler, 1918’de İngilizlerin yaptığı ‘Ermeni-Nesturi-Kürt’ projesine tıpatıp uyuyordu.

X X X

Aynı süreçte ve aynı amaçlarla Beyrut’ta da bir kongre düzenlenmişti.

Katılanlar arasında çarpıcı isimler vardı; 

Celadet Ali Bedirhan ve Kamuran Ali Bedirhan ve Goms adıyla bilinen Vanlı Papaz Vahan Papazyan.

Kongrenin ana gündem maddesi, Ermeni-Kürt ittifakının kurulması oldu.

Uğur Mumcu, Hoybun’un kuruluş toplantısına dört siyasi ayrılıkçı Kürtçü cemiyetin temsilcilerinin katıldığını söylüyor, bunlar;

Kürt Teali Cemiyeti, Kürt Teşkilatı İçtimaiye, Kürt Millet Fırkası ve Kürt Ulusal Birliği.

Burada geçen Kürt Ulusal Birliği, Süreyya Bedirhan tarafından Mısır’da kurulan Kürt İstiklal Komitesi’dir.

Bu komite Süreyya Bedirhan tarafından Mısır’da kurulmuş, Ocak 1919 tarihi itibariyle de faaliyete geçmişti. Kahire’de ‘Kürdistan ou Armenie’(Kürdistan ya da Ermenistan)’ adında bir broşür yayınlıyordu.

Bu komitenin programının dokuzuncu maddesi şuydu;

‘İstiklale kavuştuktan sonra, hayatı şaibedar olmamış Kürt hanedanından bir zat, Kürdistan’a hükümdar tayin edilebilecektir’.

Bu zat, hiç şüphe yok ki Süreyya Bedirhan’ın ta kendisiydi. Ocak 1919’da, Komite bir Kürt devletinin kurulması için İngilizlere başvurmuştu.[5]

Yukarıda geçen bu dört siyasi örgüt, Hoybun’a katılarak kendilerini feshettiler.

X X X

Sonuç olarak..

5 Ekim 1927’de, Lübnan’ın Bihamdun kentinde Hoybun Örgütü kuruldu.

Merkez komitesine şu isimler seçildi;

‘Ermeniler adına Taşnak  Sutyun Partisi tam yetkilisi Papaz Vahan Papazyan;

Ayrılıkçı Kürt cephesi adına ise Palu’dan Şeyh Ali Rıza, Dr. Şükrü Sekban, Barazi aşireti reisi Mustafa Şahin ve Bozan, Heverka aşireti lideri Haco Ağa, Raman aşireti lideri Emin Ağa, Süleymaniye’den Kerim Rüstem, Van’dan Memduh Selim ve Celadet Ali Bedirhan’dır.’

Burada ismi geçen Vahan Papazyan; 1892 yılında yılında, Tiflis’te kurulan Ermeni Taşnak Örgütü’nün merkez komite üyesi ve kendisi aslen Van yöresi Ermenilerindendir.

Barzani aşireti reisi Mustafa Şahin, Uğur Mumcu’nun Şeyh Sait isyanında dile getirdiği Umum Bozan reisi Şahin Bey’dir. Aralarında bir de küçük Seyit Taha vardır…

Ermeni Taşnak çetesiyle bir olup Taşnak/Hoybun Örgütünü kuran Celadet Ali Bedirhan kimdir?

Uğur Mumcu, Celadet’in sırlarını açıklıyor;

‘(İngiliz istihbaratçısı) Noel, Bedirhanoğullarının Çarlık Rusya’sı ile de işbirliği yaptıklarını, ailenin en önemli adamının da Emin Ali Bedirhan olduğunu yazıyor.

Bu sırada Fransız istihbaratı da boş durmayacak ve 1920 başlarında Bağdat’taki Yüksek Komiserlikleri’ne Bedirhanoğullları’yla ilgili olarak şu bilgiyi ulaştıracaktı:

Botan aşiretinden Bedirhan Ailesi(Zaho-Van arası), İngiliz ajanlarıyla anlaşmış ve İngiliz mandasını kabul etmiştir.’[6]

Celadet Bedirhan, İstanbul’da dünyaya gelmiş bir Bedirhanzade.

Ayrılıkçı Kürt örgütlerinde adının duyulmasını ve sivrilmesi şu iki olaya bağlanıyor:

Birincisi, İngiliz casusu Noel ile geliştirdiği ilişkiler, bu ilişki etrafında Anadolu’da yaptığı geziler;

İkinci ise, bu İngiliz casusu ile birlikte, 1919’da, kurtuluş savaşını başlatan Mustafa Kemal Paşa’ya karşı giriştiği suikast teşebbüsü.

Bu iki eylem, Celadet Bedirhan, Türk tarih sayfalarındaki hak ettiği mevkiye iyice yerleştiriyor.

Bundan sonrasında Celadet, önce Almanya, ardından Mısır, 1926’da Suriye’ye geçmektedir. Hoybun örgütüne katılır. 1928’te, önce Irak’a , sonra ayaklanmaları yerinde incelemek üzere Ağrı’ya gider(1930).

İsyandan sonra İran’a geçen Celadet Bedirhan, bir süre Tahran’da kalır. İşlerini görür, gizlice Irak’a, ardından Suriye’ye geçer.

Hoybun faaliyetleri nedeniyle, Fransız yöneticileri tarafından bir ara Şam’a sürülür.

Son yıllarını tarımla uğraşarak geçiren Celadet Bedirhan, 1952 yılında, bir kuyuya düşerek can verir.[7]

Hoybun örgütün kuruluş kongresini yapıldıktan sonra açıklanan ilk bildirinin ilk maddesi şudur;

“Birinci Kürt Kurultayı, barbar Türk rejiminin despotluğu altında ezilen Kürtlerin bulundukları tahaammül edilmez durumlarını, geniş çapta uygulanan katliamları ve de Kürt ulusunun özgür ve bağımsız yaşama özlemini gözönüne alarak, Türkiye Kürdistanı’nı bağımsız bir devlet haline getirmek amacıyla kurtarmaya karar vermiştir.”

Bu bildirinin son maddesi, Ermeni-Kürt ittifakının çerçevesini görmek açısından dikkat çekicidir.

Şöyle diyor;

“Kurultay herekese duyurur ki, Ermenistan ve Kürdistan’da asırlardan beridir Ermeniler ve Kürtler yaşamaktadır. Onlar kendi bağımsızlıkları uğrunda çalışırken, ülkelerinin herhangi bir yabancı hakimiyetine bağlı olmasını reddederler. Çünkü bu iki ülke yalnız ve yalnız Ermeni ve Kürt uluslarına aittir[8].

Hoybun Ermeni-Kürt ittifakına uygun olarak karşılıklı taahhütler yapılmış, ittifak senedi imzalanmıştır.

Buna göre;

Her iki taraf bağımsız bir Kürdistan’ın ve birleşik bir Ermenistan’ın kurulma hakkını karşılıklı olarak tanıyarak, bu hakkın savunması için mümkün olan her türlü imkanı kullanarak birbirinin yardımına koşmayı taahhüt ediyordu.

Ortak düşman Turani-Türk öğesine karşı savunma ve saldırı işbirliği paktı olduğundan, taraflardan hangisi söz konusu düşmanın saldırısına uğrarsa diğer taraf saldırıyı püskürtmek için tek başına veya saldırıya uğramış tarafla birlikte harekete edeceğini kabul ediyordu.

Ayrıca, Taşnak Sutyun Partisi ile Kürt Ulusal Cephesi Hoybun Ermenistan ve Kürdistan’ın kendilerine ait toprakları üzerinde bağımsızlıklarının tanınmaması nedeniyle Türkiye ile savaş içinde olduklarını ilan ediyorlardı”[9].

X X X

Hoybun ile Ermeniler arasındaki ilişkilerin bu boyutunu, Süreyya Bedirhan şöyle tanımlıyor;

‘Kuruluşundan sonra Hoybun’un ilk görevi Ermenilerle yeniden uzlaşma sağlamak ve mümkünse işbirliği yapmaktı( Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti Tüzüğü 15’nci maddeyi hatırlatıyor).

Ben de Ermeni-Kürt ilişkilerinin pişmanlık ve şükran duygularının karşımıyla yazıyorum…

1927 Ekim’inde Kürtlerin savunucusu Hoybun ile Ermeni halkının temsilcileri Türkleri ortak düşman kabul ettiler ve dayanıklı ilgilerinin ortaklığı onları genel bir barışmaya götürdü.

Kendi ırkım adına onların meşru ulusçul istekleri Bağımsız ve Birleşik Ermenistan’a saygı duyuyorum.’[14]

Süreyya Bedirhan’da bu Ermeni aşkı aklı karıştırıyor, hangisi figüran diye düşünmeden edemiyor insan…

SONUÇ

Hoybun ittifakının Ermeni kanadı, tarihi ve kültürü ile bu coğrafyada yaşayan önemli bir etnik unsurdur.

Bu noktada Ermeni Taşnaksutyun örgütü Hoybun üzerinden siyasi hedeflerine ulaşmayı amaç edinmiş ve bu amaçla da çok farklı din ve etnisiteleri bir araya getirerek siyasi bir yapı kurmuş olduğu görülüyor.

Bu yapının, Kürt kimliği üzerinden Kuzey Irak coğrafyasında yaşayan insanların Doğu Anadolu’da Ermenilerle birleşmesini sağlayacak bir noktada yoğunlaştığı da anlaşılıyor.

Tarihsel süreçteki isyanlar, Halid-i Nakşibendiliğin buradan çıkıp Orta Doğu’ya yayılışı ve kurulan ittifakların özellikleri bu sırrı dışa vuruyor.

Amaç ise hiç değişmiyor; önce Anadolu ile Asya arasındaki bağları kopartabilmek…

Taşnak Hoybun günümüzde Taşnaksutyun ve PKK çeteleri üzerinden faaliyetlerini sürdürmektedir.


[1] Dr. Oğuz Aytepe, ‘Yeni Belgelerin Işığında Hoybun Cemiyeti’, Toplumsal Tarih Dergisi, s. 50, Sayı 58, Cilt 10, Ekim 1998.

[2] Taşnak-Hoybun, editör Yavuz Selim, s. 20, İleri Yayınları, 2005.

[3] Age, s. 23.

[4] Age, s. 26.

[5] Malmisanıj, ‘Cizira Botanlı Bedirhaniler’, s. 125, Avesta Yayınları, 2009.

[6] Mumcu, Kürt İslam ayaklanması, s. 9.

[7] Toplumsal Tarih Dergisi, Yıl: Kasım 1998, Sayı: 59, Yazar: Rohat Alakom, s. 38, Başlık: Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar. Rohat Alakom.

[8] Rohat Alakom, ‘Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar’, Toplumsal Tarih Dergisi, s. 29, Yıl: Kasım 1998, Sayı: 59.

[9] Taşnak-Hoybun, Editör Yavuz Selim, s. 82,83. İleri Yayınları, 2005.

[10] Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sarınay, ‘Hoybun Cemiyeti ve Türkiye’ye karşı faaliyetleri’, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı: 40.

[11] Alakom, ‘Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar’, Toplumsal Tarih Dergisi, s. 58.

[12] Dr. Bilal N. Şimşir, ‘Kürtçülük’ cilt II, s. 67 Bilgi Yayınevi, 2009.

[13] Şimşir, ‘Kürtçülük’ cilt II, s. 147.

[14] Süreyya Bedirhan, ‘Kürt Davası ve Hoybun’, s. 56, Çev: Dilara Zirek, Med Yayınları, 1994.

[15] Alakom, ‘Hoybun’, Toplumsal Tarih Dergisi, Yıl, 1998, Sayı: 59.

[16] Bedirhan, ‘Kürt Davası ve Hoybun’, s. 9.

[17] Şimşir, ‘Kürtçülük’ cilt II, s. 143.

Kaynak: Büyük Suikast/ Kürt Gerçeğinde Bilmediklerimiz

KÜRT GERÇEĞİNDE BİLMEDİKLERİMİZ

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu